İş çıkışı telefonumda duyduğum hafif bir nefesle başlıyor her şey. Yorgunluk omuzlarımdan yavaşça kayıyor, çünkü biliyorum ki bir süre sonra aynı nefes ensemde olacak.
Derimde kalan ofis kokusu, dışarıdaki E-5’in uğultusuyla karışıyor; Gürpınar yönünden esen rüzgâr tenimi titretiyor. Yakuplu’ya yaklaştıkça, pencerelerden sızan ışıklar hızlanıyor; Marmara Park’ın parlak tabelaları gibi, vücudum da davetkâr bir şekilde ışıldıyor. Kapıdan içeri adım attığımda, dudağımın kıvrımı bile bir davetiye gibi açılıyor.
İstersen kapıda karşılarım, istersen sessiz bir rezidans köşesinde buluşuruz; TÜYAP kavşağından iki adım, Cumhuriyet Mahallesi’nden ise bir taksi yeter. Akşamın ilerleyen saatlerinde yollar rahatlar, sen de o rahatlığı tenimde hissedebilirsin.
